12 Mayıs 2010 Çarşamba

Osurgan: Cennete Giden Haşerat, Bahçede Açan Çiçek

Bundan iki bin yıl kadar önce bu topraklara yakın bir şahşı muhteşem barış konusunda dert sahibi olmuş. Kalemi kuvvetli bu şahşı muhterem çekmiş şarabı, vurmuş kadehi, '' Dionysos aşkına!'' nidalarıyla tamamlamış 'Barış Oyunları' serisini.
Aristophanes'in aklına düşen kıvılcımmış ilk perde de Osurgan.
Çocuklar
Ne yoldan çıkıyorsun bu yolculuğa?
Seni bir gemi mi götürücek?
Trygaios
Gemiye binmem, kanatlı bir atım var.
Çocuklar
Hiç olur mu, a baba, koşum takılır mı osurgana
Tanrılara gitmek için?
Trygaios
Neden takılmasın? Ezop diyor ki kanatlılardan
Yalnız osurgan ulaşmış tanrılara.
   

        Trygaios'u tanrılara götürmüşüm şanlı kanatlarımla (!) ama barışı yine de baki edememişim benden haşere şu dünyaya! 

    Bundan yirmi yıl kadar önce yine bu topraklarda bir zat-ı muhteşem bu sefer kendini göndermişiz cennete.
Ama sanmayın ki tanrıların cennetine.
     Ben bir osuruk agacıyım,
     Yellendikçe şiir açan!
                      Can Yücel





         Baba da çok uğraşmış didinmiş hak, özgürlük gelsin diye. Lakin ne çare onun yellenmesi bazılarına gül kokusu gelirken, bazılarından mahkeme celbi olarak dönmüş kapısına. Vazgeçmemiş o bildiği ''göte göt'' demekten yine de!

       Bu sebepten ötürü adım osurgan olsun istedim ustaların affına sığınarak kim bilir belki ben de bir gün bir çukuru doldurum diye.

0 yorum:

Yorum Gönderme