20 Mayıs 2010 Perşembe

Kral Georg Bühner - Kulubelere Barış, Saraylara Savaş!

 Almanyanın havasından mıdır, suyundan mıdır yazarları genellikle insana kafayı yedirtiyor. İlk defa orta okul yıllarında Goethe ile tanışmıştım. Faust gerçekten büyüleyici bir romandı benim için. "Dur ey zaman,ne güzelsin!" dememecesine iddaya girmek. Sonra lise çağlarında Franz Kafka geldi önüme.'' Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.'' tek ve kesin cümle ile başlayan öykü, devrim kadar sert ve keskin.Dönüşüm 60 sayfanın içine tüm dünyayı sığdırmış bir öyküydü.
  
   Gelelim Bühner ile tanışmama. İlk defa Şehir Tiyatrolarında Danton'un Ölümünü izlediğimde çok karmaşık gelmişti bana. Bir panayır alanı, fransız devrimi ve giyotin. O zamanlar üstüne daha fazla düşünmeden beynimin derinliklerine itmiştim bu adamı. Ancak o fırsatını kollayıp birkez daha karşıma çıkmasını bildi. Bu kez Ataköy Lisesi Tiyatro Grubu yazarın Woyzeck isimli saykodelik eserini oynuyordu. Oyunun konusu düşük rütbeli bir asker olan Woyzeckin üzerinde doktorun yaptığı deneylerdir. Doktor, Woyzecke sürekli bezelye yedirterek beynini bezelye boyutuna indirmeye çalışmaktadır. Bu olaylar yaşanırken Woyzeck üstleri tarafından sürekli aşağılanmakta ve karısına bando şefi tarafından tecavüz edilmektedir. Woyzeck en sonunda olanlara katlanamayarak karısı Marie'i öldürür.''İnsan soğudu mu bir kez hiç üşümez artık.'' sözleri dökülür ağzından ve genellikle intahar eder. Genellikle çünkü Bühner oyunun sonunu getiremeden 24 yaşında Tifo yüzünden ölmüştür. 24 yaşına kadar ise dünya tarihine 3 büyük eser bırakmıştır: Danton'un Ölümü, Woyzeck, Leonce ve Lena.
 
    Leonce ve Lena. Popo ülkesinin prensi ve Pipi ülkesinin prensesi. Bühner bu defa doğrudan kuklalarını soylulardan seçer ve ''Kulubelere Barış, Saraylara Savaş!'' diye haykırarak davranır kalemine. Direk olarak sisteme en ağır eleştirisini yaptığı oyundur. Henüz yürümekten ile aciz Leonce sorumluluk ''sahibi bir kral'' olmaktan kaçmaya karar verir. Kendisine bulunan eş Lenayı daha görmeden kendini yollara vurur. Lena da farklı değildir. O da bu tanımadığı erkekten kaçıcaktır. Oyunda genel olarak halkı temsil eden Valerio şu sözlerle kaderini kabullenir : ''
Yeryüzü bir masaya benziyor buradan bakınca, aşağıdaki göl, bu masanın üstüne dökülmüş şarap gibi, bizler de oyun kağıtlarıyız, Tanrıyla şeytanın canı sıkılmış, bizimle bir el oyun oynuyorlar.''

   Kader bu tabi kaçılmaz. Birinden kaçan bu iki soylu, yolda birbirlerini görür aşık olup evlenmeye karar verirler.Bühner bu sefer perdeyi kendi elleriyle kapar: ''
Bizler birer kuklayız, ipleri bilinmeyen güçlerce çekilen kuklalar; bizler kendimiz hiçbir şey değiliz, hiç.''

    Not:
2 Kalas 1 Heves Tiyaro Topluluğu PAM liseler arası tiyatro buluşması kapmasında 23 Mayıs Pazar akşamı Profilo Alışveriş Merkezi salon 1 saat 20:00'de Leonce ve Lena'yı ücretsiz olarak sergiliyeceklerdir. Herkes davetlidir.

1 yorum:

GregorSamsa dedi ki...

kafka'ya girmicektin hadi girdin dönüşüme girmicektin. hadi dönüşüme girdin benim repliklerimi yazmıcaktın. bunu bana yapmıcaktın osurgan. bu bir savaş demek :) her bundan sonra olucaklardan ben meshul değilim :) her yazına bir kontra gelicek..
imza: Gregor Samsa
kiss... kiss.. bang... bang...

Yorum Gönderme