sokak sanatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sokak sanatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2010 Pazartesi

Sanat Sokaklara Düşmüş Diyorlar



Sanat bir sokak çocuğudur.

Büyük kapatılmalar toplumların kendi vicdanlarından kaçışlarını mümkün kılan acil çıkış kapılarıdır. Sokakları korkulardan temizlemek, korkulanın, rahatsız edenin, zihni zorlayanın görüntüsünden kurtulmak ruhu suni bir huzura kavuşturur. Deliler, cüzzamlılar, dilenciler… Ama değişmeyen tekerrür her büyük kapatılmanın sonunda kendini imha edip sokağa yeniden boşaldığıdır.

Aynı sebeplerle olmasa da, bir zaman sokaktan zorla alınmış, evcilleştirilmek istenmiş, hem muhalifliğinin hem taraflığının sınırları belirlenmeye yeltenilmiş, bağırdığı zaman çıkacak sesin ulaşabileceği uzaklık belirgin bir setle bölünmüş bir başka sokak çocuğu da sanattır. Uzunca bir müddet duvarlar arasına; galerilere, sinema ve tiyatrolara, sergi ve opera salonlarına kapatılmış, sokakla arasına elitist bir duvar örülmek istenmişse de, sanat bu kapatılmaya direnmiş, kendisine öngörülen evcil muhalefet salahiyetini reddetmiş ve kendini tekrar sokağa atmıştır.

Sanat artık bizi sokakta yakalıyor. Kendisini zamanında sokaktan alan o idealize edilmiş modern topluma olan öfkesini her köşe başında çekinmeden kusuyor, ne kadar korkarsa bu dışavurumdan, o kadar şiddetli yakalanıyor insan sokağa. Sokak başlarını sanat tutuyor artık zira.




8 Haziran 2010 Salı

Argo Sanattır


Ben küfretmem ağalar, ben argo kullanırım çünkü argo güzel mefhumdur ve güzel olan çoğu kavram gibi o da yanlış anlaşılmıştır. Küfürle olan farkını nedense anlamayı reddeder insanlar. Bu durumda modern dünyanın muhterem monşerlerinin katkısı olduğu bir gerçektir zira onlara göre argo; ya avam takımının kullandığı, lümpen tayfasının konuşabileceği lakırtıdır, ya da bulmacalarda sağdan sola, yukardan aşağıya “halk dilinde …” kalıbı ile sorulabilecek saçmalıklar zinciridir. Küfür, kabadır maksat can acıtmaktır, argo estetiktir, cümlenin kenar süsüdür. Bütün bir standart cümleyi sıraladıktan sonra, sokak ortamında bir sanat eseri üretmek için cümlenin sonuna hoş bir argocuk kondurmak yeterli olucaktır.
Argo bazılarının bize dayattıkları resmi konuşma dili gibi tüketici, durağan, gri ve kösele esnekliğinde değildir. Argo, doğurgandır, hareketlidir, renkli, esnek ve zengindir. Her kişinin şahsına zimmetli, er kişinin çevresine zimmetli ayrı bir dili vardır. Milyonlarca insanda, milyonlarca dil saklıdır. Anlatımda o kadar büyük bir zenginlik sunar ki konuşmacıya, marvelayı ele vermeden, falso ve saltolarla tilkilerin kuyruğunu birbirine sürttürmeden, kelimeleri tekrar etmeden, alayına gider yapılabilir. Kelimeler çeşitlidir, hatta çeşitliliğin abartısı o kadar üst seviyededir ki sokaklar arasında bile farklılıklar görülebilir. Mesela; sokaktan ayağını çekmemiş, argodan nasiplenmiş biri kaliteli olmayan bir şeyden bahsedecekse zilyon farklı yol bulabilir: Dandik, dandirik, kadayıf, telmaşa, tırışka, kofti, kıçı kırık, çakma, antin kuntin, üfürükten teyyare, nanay, patates, kavara, kofti, salon sallamanje, sallapati, kıytırık, kundurya... ve daha pek çok nane...