8 Haziran 2010 Salı

Argo Sanattır


Ben küfretmem ağalar, ben argo kullanırım çünkü argo güzel mefhumdur ve güzel olan çoğu kavram gibi o da yanlış anlaşılmıştır. Küfürle olan farkını nedense anlamayı reddeder insanlar. Bu durumda modern dünyanın muhterem monşerlerinin katkısı olduğu bir gerçektir zira onlara göre argo; ya avam takımının kullandığı, lümpen tayfasının konuşabileceği lakırtıdır, ya da bulmacalarda sağdan sola, yukardan aşağıya “halk dilinde …” kalıbı ile sorulabilecek saçmalıklar zinciridir. Küfür, kabadır maksat can acıtmaktır, argo estetiktir, cümlenin kenar süsüdür. Bütün bir standart cümleyi sıraladıktan sonra, sokak ortamında bir sanat eseri üretmek için cümlenin sonuna hoş bir argocuk kondurmak yeterli olucaktır.
Argo bazılarının bize dayattıkları resmi konuşma dili gibi tüketici, durağan, gri ve kösele esnekliğinde değildir. Argo, doğurgandır, hareketlidir, renkli, esnek ve zengindir. Her kişinin şahsına zimmetli, er kişinin çevresine zimmetli ayrı bir dili vardır. Milyonlarca insanda, milyonlarca dil saklıdır. Anlatımda o kadar büyük bir zenginlik sunar ki konuşmacıya, marvelayı ele vermeden, falso ve saltolarla tilkilerin kuyruğunu birbirine sürttürmeden, kelimeleri tekrar etmeden, alayına gider yapılabilir. Kelimeler çeşitlidir, hatta çeşitliliğin abartısı o kadar üst seviyededir ki sokaklar arasında bile farklılıklar görülebilir. Mesela; sokaktan ayağını çekmemiş, argodan nasiplenmiş biri kaliteli olmayan bir şeyden bahsedecekse zilyon farklı yol bulabilir: Dandik, dandirik, kadayıf, telmaşa, tırışka, kofti, kıçı kırık, çakma, antin kuntin, üfürükten teyyare, nanay, patates, kavara, kofti, salon sallamanje, sallapati, kıytırık, kundurya... ve daha pek çok nane...

0 yorum:

Yorum Gönderme