22 Mayıs 2011 Pazar

sağlam temeller ve safinazlar

Bilmem hatırlar mısınız – hatırlamanıza yardımcı olmak adına görselini aradım lakin başarılı olamadım- Temel Reis bir bölümde Safinaz’a evlenme teklif eder ve o an; denizin ortasında oldukları için yüzük namına parmağına takabileceği şey, geminin güvertesinden söktüğü, parmağını genişliğindeki halkadır(somun). Safinaz çok mutlu olur, yanakları al al olur.
 

Hani şimdi nerede bu çizgi filmleri izleyerek büyüyenler? Maddeye takılmadan yaşayanlar? Sevdiği adam tarafından evlenme teklifi almış hatunlar yüzüğün markasına, elmasın karatına kafa takar olmuş. Hediye aldığınız çikolatanın markasını beğenmeyip burun kıvıran veletler ile dolmuş bahçeler.

Ben bunu yemem kiiiiiiiii
Bende bundan var kiiiii
Nereden, ne kadara aldın bunu?


Bunlar artık duymaya alışık olduğumuz sorular. Bir de eşyayı beğenip, fiyatını ve nereden aldığını duyduktan sonra beğenmeyenler var ki; onlar tamamen akıllara zarar.Marka hayatlar peşinde koşar olmuş ademoğlu. Aksi memnun etmez olmuş bünyelerini.Bu markaları yersem, giyersem, alırsam ben varım, yoksa yokum diyor hareketleri. Markaların ardına sakladıkları benliklerinin yok mu değerleri?Olmaz olur mu, elbette var ama unutuldular. Unutturuldular. Kim, ne zaman değerimizi unutturdu bizlere bilemiyorum ama birilerinin hatırlatması şart olmuş.

Hissetmek, işte budur bizi cansız nesnelerden farklı kılan ve düşünmek; işte budur bizi diğer canlı türlerinden ayıran.

Birinin size aldığı hediyede ne kadar para harcadığı değildir sevgisini gösteren. Sizi düşünmüş olmasıdır. Bu değer katar aldığı hediyeye. Size hissettirdikleridir değerli olan.

Bizler ki; aldığımız hediyenin bir eşi daha önceden bizde var olmasına rağmen, karşı tarafa bunu hissetirmeden, eskiyi ortamdan uzaklaştırıp karşı tarafı hayal kırıklığına boğmaktan korkarak yetiştirilmiş bir nesiliz, bizden sonrakilerin değer bilmezliği, vurdumduymazlığı gözümü korkutur oldu.

Zamane çocukları.
Çok bilmiş bu zamandakiler.
Abisi/ ablası, çok hazır cevaptır benim kızım/oğlum.

Çok bilmiş ve hazır cevapları ile övündüğümüz çocuklarımıza, geleceğin büyük adamlarına, yaşlandığımızda da sevimli bakışlar atabilecek miyiz acaba? Tatminsiz, takdirsiz bireyler ordusu ile karşılaşdığımız an, ‘Ne yaptık biz?’ diyecek gücü bulabilecek miyiz yaşlı bedenlerimizde?Nezaketten uzak, kendi değerini satın alınabilenler ile ölçen yeni nesillerdense; kendi değerinin; bencil olmadan, farkında olan karşı tarafa da değer veren yeni nesiller hayal etmek daha güzel.

Eşyaya verilen değerin sadece insandaki değerden kaynaklandığını, bireyleri yürüyen araba, kot markaları olarak değil de; insan olarak algılandığı dünyada yer almak üzere’ Merhaba.'

8 yorum:

GregorSamsa dedi ki...

kocaman bir "hoş geldin" :)

mor uçurtma dedi ki...

çok teşekkür ederim! hoş buldum :)

Gürhan dedi ki...

Kesinlikle! Şu roman mahallelerinde eski tahta mandalları yüzük diye takarlardı diye biliyorum.Yada eskiden böyle şeyler daha mı yaygındı insanlar daha mı anlayışlıydı bilmem ama...

Şimdi evlenmeyi bile kız teklif ediyor.Aslında iki taraf için de geçerli.Maddiyata değer veriyorlar.Sevgi neymiş bilmiyorlar...Gerçekten düzgün, anlayışlı, duygusal olanlar da büyüdükçe modernleşiyorlar (!) güyya dediğiniz gibi değişerek.Sevgidir dostluktur yenmiyor karın doymuyor diyorlar.
Eskiden doyuyormuydu karın? Daha beterdi hatta...Bunlar gelişmenin yan etkileri herhal.Neyse bu konu düşündükçe düşündürür.Islah olsun bu tür insanlar!
Maddiyata ve görünüşe değer verenler umduklarını bulamasın inşallah.

Aklıma bununla ilgili bir de hikaye geldi aslında.Ama yazarsam uzun olucak gibi daha fazla karalama yapmayım.Paylaşımın için teşekkürler :)

mor uçurtma dedi ki...

:) Ben teşekkür ederim. Ayrıca aklına gelen hikayeyi de merak ettim...

Rüya Perisi dedi ki...

Hoş geldin :) Bu güzel yazıyı okuyunca aklıma kendi çocukluğum ve bana huy olarak çok benzeyen, şu an on küsur yaşlarında olan kuzenim geldi. Sürekli kıyaslardım zaten.
Öyle bir devirdeyiz ki; geleceğin büyük adamları, kadınları mutluluğu tüketmekte buluyor ne yazık ki... Nezaket, saygı ve içten sevgi yok. Bir elin yaptığını diğer el görmezdi eskiden, şimdi dünya görüyor.
Kalemine, düşüncelerine ve içten duygularına sağlık. Hoş geldin tekrar :)

AVRAM dedi ki...

bizim bir şey yapmamıza gerek kalmıyor zaten.Yani bizim özel bir çaba hatta olmasınlar diye verdiğimiz çaba da anlamsızlaşıyor. Yaşamaya başladıkları anda kalabalıkların içinde o küçüklerimiz, kayboluyorlar.Biz, tutamıyoruz.

T. dedi ki...

Her biri aynı fabrikadan çıkmış gibi giyinen, yiyen, içen, bakın ne kadar "cool'um" demek için umursamazlığı iş edinen bir nesil geliyor. Biz çok mu iyiyiz hayır ama gelen gideni aratıyor işte.

mor uçurtma dedi ki...

En azınlar bizler -şimdilik- farkındayız. Farkında olmayanlar ve böyle büyüyecek olanlar korkutuyor insanı.

Yorum Gönder