24 Aralık 2010 Cuma

Çay, bir özge candır -2-


Çay kültürdür mirim. Çay bir özge candır.
Çay bazen babadır. Babası mahalleli olanlar iyi bilir; babayla beraber çay ocağına gidildiğinde, baba çay içer, çocuk oralet. Evde çocuk da muhakkak çay içiyordur ama o dışarıdaki ortamda çay aniden babacanlaşır, oraletin omuzuna elini koyar.
Çay çoğu zaman muhabbettir ahretliğim. Onu yudumlarken hayatı da çeker insan içine, diline vurur bu hayat doygunluğu. Hele bir de çorlulu ali paşaya gidip, Uğur’a 2 çay bir el-fakr nargile söyleyip muhabbete kurulduğun vakit; cümlelerin birbiri ile mukabelesi hiç bitmez. Muhabbet öyle kıvamlanır, öyle derinleşir ki, taş atsan sesi gelmez.
Çay sadece bir içecek değildir, bilirsiniz. Her alanın, nevi şahsına münhasır kendine ait çayı vardır. Mesela, oyun dünyasının çayı; tavladır. İki kişi oynandığı için hızlı oyna diyip sürekli dürten birileri olmaz, dingindir. İki el arasında 15 dakika muhabbet molası verildiği bile vaki olmuştur zira amaç; oyun oynamak veya yenişmek değil, muhabbete meyil vermek, el oyalamaktır.
Çay keyiftir, çay hayaldir azizim. Eminönü’nden vapura binip karşıya geçerken, çayını alır, gevrek simidini katık edersin, bir tarafta sur içi, bir tarafta kız kulesi. Deniz havası çaya ayrı bir tat katar. İnsanlar martılara attıkları simitlerdeki cömertliklerini bile, çaydan aldıkları sarhoşluk hissine borçludurlar. O keyfi, gurmelerin göz bebeği aşçıların çalıştığı lüks mekanlar bile veremez. Yanlış anlaşılmasın; bu bir züğürt tesellisi değil, sadece salt bir meşkkeşlik.
            Çay, içinde içildiği materyalin fiziki koşuluyla da mutlak ilgi odağımdır kıymetlim. Şu şarttır ki: çay ince belli bardakta içilir. Bazı edebi eserlerde, çayın bu özelliği hanımlara itaf edilmiştir. Bir erkek olarak mutlak ilgi odağımın en makbül özelliği ile bir çaykolik olarak bana en güzel tadma lüksünü veren bardağın en önemli özelliğinin aynı olmasının, beni ne kadar mesud ettiğini anlatmam mümkün değil. Ayrıca bu durum, çok maskülen bir ifade gibi durmuş olabilir ama bilakis, genel güzelliklere dair bir tespittir. Çünkü hanımlar divan edebiyatında cins-i latif olarak tasvir edilir yani; güzel cins. Cins-i latiflerin, en latif olan özelliklerinden birinin çayla olan bu kadim bağlantısı, hayatın genel güzelliklerine olan ilahi bir göndermedir bence. 

16 yorum:

Suzan Nur Başarslan dedi ki...

harika, harika, harika, hele de nersi biliyor musun? Acık merak et :)) tamam tamam söyleyorum:
'Evde çocuk da muhakkak çay içiyordur ama o dışarıdaki ortamda çay aniden babacanlaşır, oraletin omuzuna elini koyar.' Çok güzel bulmuşsun bunu oraletim :)

Lakin tek sorun, ben Eminönünden dönerken, -bilirsin Anadolu yakası bizim için/Anadolu yakasında oturan için, karşı'dır, burası ev :)- hep kahve içerim, yasaktan önce de cigaramı tellendirirdim rüzgara lakin hain yasalar aldı elimden bu keyfimi :))
dur ben şu demliği yeniden atam bloğa altına da senin oraletinle :))

GregorSamsa dedi ki...

@suzan: a-ha çok sağol efem. yaptım bir armutluk işte :)
karşıya geçerken o zaman bi kere de çay içmeyi dene. madem sigara da içemiyosun :)

stuven dedi ki...

bu bölümde yazının sonunu çok güzel bağlamışsın :)

yazıyı okurken çayı böyle anlatan biri aşkı nasıl anlatır acaba dedim ve az çok anladım :))

GregorSamsa dedi ki...

çok sağol efem. aşkı da anlatıyorum aslında ama içimden :)

Adsız dedi ki...

hadi aşkı da anlatınız.

GregorSamsa dedi ki...

içimden anlatıyorum zaten :)

Adsız dedi ki...

insanın yazıyı okudukça vay be çay sen neymişsin diyesi geliyor. Emeğine ve kalemine sağlık.. yalnız bir sorum olacak; aşk deyince tek cümle ile ya da seni yormayayım tek kelime ile gerçekten ne geçiyor içinden?

GregorSamsa dedi ki...

bu yazının altına verilecek cevap net: çay (çayın hangi özellikleri dersen birinci yazının başında ufaktan bahsettiğim özellikleri olabilir.

N.Narda dedi ki...

"Besim çay yudumunu emerken, lezzetin dille damak arasında tad merkezine gidişinin hiçbir anını şuursuz bırakmak istemiyor ve gözlerini yumuyordu." YALNIZIZ(s:15)

GregorSamsa dedi ki...

@N.Narda katkın için çok sağol efem

Filiz dedi ki...

ne hoş anlatmışsınız şu güzelim içeceği..tebrikler..bir çay tutkunu olarak keyifle okudum yazınızı.iyi demlenmiş bir çay,ne dertlere şifadır değil mi?
takipteyim..
mutlu bir gün dilerim..

GregorSamsa dedi ki...

@Filiz: çay, içi ferhlatır ruha şifadır.
çok sağol.

FKH dedi ki...

geç kaldım biraz okumak için idare et beni :\

nedense benim aklımda çay ile ilgili hep eksi dükkandaki çaycı şenel abi var. elinde 6-7 tane çay bardağını tabağı ile taşıyabilen, karbonatsız güzel çay nasıl yapılırı tam anlamıyla yaşamış şenel abi.

en sevdiğimde (belki çok kişi sevmez) uzun süre demlenmiş olanı. ben daha çok seviyorum bu halini çayın. daha bi güzel..

muhabbeti ortamı vs. girmiyorum bile. sen anlatmışsın..

eline sağlık diyelim.

unutmadan; çay semaverde içilir azizim :)

GregorSamsa dedi ki...

geç ne demek abi. geç olsun güç olmasın :)
aslında şenel abi de ikisi birden birleşmiş ama çoğu zaman iyi çaycı kötü çatı bile güzelmiş gibi içirtebilir :)
son olarak: çay semaverden, ince belliye dolar böyle dumanlı dumanlı :)

Adsız dedi ki...

dostum çay demişsin ama bu düpedüz rakı...

GregorSamsa dedi ki...

yok yok aslında sizin rakı dediğiniz şey, çay :)

Yorum Gönder